Krişna Bilinci - Krishna Conciousness etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Krişna Bilinci - Krishna Conciousness etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

EŞSİZ HEDİYELER-MATCHLESS GIFTS

~*~*~*English is below the Turkish*~*~*

Srila Prabhupada'nın Hare Krişna Hareketini başlattığı yer

26. Cadde 2. Bulvar New York, Matchless Gifts-Eşsiz Hediyeler

Asagida Krsna bilinci hareketinin evrensel anlayisi ve Prabhupada nin bilgiye en dogru kaynaklardan ve otoritelerden erismek uzerine Bhagavad Gita ya dayandirdigi Essiz hediyeler (Matchless Gifts) kitabindan bir alinti okuyacagiz. Yuce Olana kimilerimiz Allah, kimimiz Jehova, kimimiz Krsna der. Burada Bhagavad Gita da belirtildigi gibi jiva yani ruhlarin gercek konumu ile ilahi olana askla erismenin, benlik idarine ermis bir ruhun Tanri bilincine yani Krisna bilincine erismesinin bilimi aktarilmaktadir.

Bu Krişna bilinci hareketinin amacı tüm canlı varlıkları özgün bilinçlerine geri getirmektir. Maddi dünya içerisindeki tüm canlı varlıklar, değişen derecelerde bir çeşit delilikten müteesirdir. Bu Krişna bilinci hareketi insanı maddi hastalığından tedavi etmeyi ve onun özgün bilincini yeniden düzenlemeyi hedefler. Bir Bengali şiirinde büyük bir Vaişnava şair, “Bir adam hayaletler musallat olduğunda, sadece saçma sapan konuşabilir. Benzer şekilde maddi doğanın etkisi altında ki birinin de perilendiği düşünülmelidir ve ne konuşursa konuşsun saçma sapan görülmelidir.” diye yazmıştır. Kişi büyük bir filozof veya bilimadamı olarak düşünülebilir, fakat eğer mayanın hayalletiyle, yanılsamayle perilendiyse ne kuramlaştırırsa kuramlaştırsın ve ne konuşursa konuşsun aşağı yukarı safsatadır. Bugün bize bir hastayı muayene etmesi rica edildiğinde, temas kurduğu tüm hastalar aşağı yukarı deli olduğu için mahkemenin istenilirse bu nedenlerden ötürü cinayeti mazur görebileceğini beyan eden bir psikiyatrist örneği verilmiştir. Mesele şudur ki maddi dünyada aklı başında bir canlı varlık bulmak çok zordur. Deliliğin bu dünyada hakim olan atmosferi tamamıyla maddi bilinç enfeksiyonundan kaynaklanır.


Bu Hare Krişna hareketinin amacı insanı, Krişna bilinci olan özgün bilincine, açık bilincine getirmektir. Su bulutlardan düştüğü zaman saf su gibi durudur, fakat yeryüzüne değer değmez çamurlu hala gelir ve rengi bozulur. Benzer şekilde bizler özgün olarak saf ruhuz, Krişna’nın öz parçalarıyız ve bu nedenle özgün yapısal konumumuz Tanrı’nın ki kadar saf. Bhagavad-gita’da Şri Krişna der ki:


mamaivamşo jiva-loke

jiva-bhutah sanatanaha

manah şaşthanindriyani

prakirti-sthani karşati


“Bu koşullu dünyadaki canlı varlıklar Benim cüzi parçalarımdır ve ebedidir. Lakin, koşullu yaşamdan ötürü zihni de kapsayan altı duyuyla epeyce mücadele ediyorlar.”


Bunun için tüm canlı varlıklar Krişna’nın öz parçalarıdır. Krişna demekle Tanrı’dan, tümüyle-çekici Tanrılığın Yüce Şahsiyeti’ni ifade eden Krişna’dan bahsettiğimiz daima hatırlanmalıdır. Bir altın parçası nasıl ki bir altın rezervi ile niteliksel olarak aynıysa, Krişna’nın bedeninin çok küçük parçaları da bu nedenle niteliksel olarak Krişna kadar iyidir. Tanrı’nın bedeni ile canlı varlığın ebedi ruhsal bedeninin kimyasal bileşimi aynıdır-ruhsaldır. Bundan dolayı başlangıçta, kirlenmemiş durumumuzda, Tanrı’nın ki kadar iyi bir forma sahiptik fakat yeryüzüne düşen yağmur gibi biz de Krişna’nın harici maddi enerjisiyle idare edilen bu maddi doğayla temas kurduk.


Harici enerjiden ya da maddi doğadan söz ettiğimizde, “Kimin enerjisi? Kimin doğası” soruları sorulabilir. Maddi enerji ya da doğa bağımsız olarak aktif değildir. Böylesi bir anlayış budalacadır. Bhagavad-gita’da maddi doğanın bağımsız olarak işlemediği açıkça ifade edilir. Budala bir adam bir makine gördüğünde otomatik olarak çalıştığını düşünebilir, ama aslında öyle değildir – biz bazen kusurlu görüşümüzden ötürü makinenin arkasındaki denetçiyi göremediğimiz halde bir sürücü, kontrol eden biri vardır. Çok harika çalışan bir sürü elektronik mekanizma vardır, ama bu karmakarışık sistemlerin arkasında düğmeye basan bir de bilim adamı vardır. Bu anlaşılması çok kolaydır: bir makine madde olduğu için kendiliğinden çalışamaz ama ruhsal talimat altında çalışmalıdır. Bir kaset çalar çalışır ama bir canlı varlığın, bir insanın planlarına göre ve onun idaresinde çalışır. Makine tamdır fakat bir ruh-can tarafından idare edilmediği sürece çalışamaz. Benzer şekilde doğa dediğimiz bu kozmik tezahürün harika bir makine olduğunu ve bu makinenin arkasında Tanrı’nın, Krişna’nın olduğunu anlamalıyız. Bu ayrıca Krişna’nın şöyle dediği, Bhagavad-gita’da teyit edilir :

mayadhyakşena prakirtihi

süyatesa-çaraçaram

hetunanena kaunteya

jagad viparivartate


“Ey Kunti’nin oğlu, tüm hareket eden ve hareket etmeyen varlıkları üreten bu maddi doğa Benim idaremde çalışır, ve onun hükmüyle bu tezahür tekrar tekrar yaratılır ve yok edilir.” (Bg. 9.10)


İki çeşit varlık vardır—hareket eden (insanlar, hayvanlar ve böcekler gibi) ve hareket etmeyen (ağaçlar ve dağlar gibi). Krişna her iki çeşit varlığı da kontrol eden bu maddi doğanın Onun idaresinde hareket ettiğini söyler. Bunun için herşeyin arkasında yüce bir idareci vardır. Modern medeniyet bilgi eksikliğinden ötürü bunu anlamaz; bu nedenle maddi doğanın üç haliyle çılgına dönmüş tüm insanları aydınlatmak bu Krişna Bilinci Topluluğunun amacıdır. Diğer bir deyişle, bizim hedefimiz insanlığı normal konumuna uyandırmaktır.


Özellikle Birleşik Devletlerde, bir çok üniversite ve bilgi departmanı var fakat onlar bu meseleleri tartışmıyor.Şri Krişna tarafından Bhagavad-gita’da verildiğini gördüğümüz bu bilgi için departman nerede? Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde öğrenciler ve bazı fakülte üyeleri önünde konuştuğumda sorulan ilk soru şuydu: “ Ölü bir adamla canlı bir adam arasında ki farkı inceleyen teknoloji depertmanı nerede?” Bir adam öldüğünde, birşey kaybolur. Bunu yerine koyacak teknoloji nerede? Bilimadamları neden bu sorunu çözmeye çalışmıyor? Çünkü bu çok zor bir konu, bir kenara bırakıp faal bir şekilde yeme, uyuma, çiftleşme ve savunma teknolojisiyle meşgul oluyorlar. Ne var ki, Vedik yazınlar bize bunun hayvan teknolojisi olduğu bilgisini verir. Hayvanlarda iyi yiyebilmek, zevkli bir seks hayatına sahip olmak, huzurlu bir şekilde uyumak ve kendilerini korumak için ellerinden gelenin en iyisini deniyorlar. O halde insanın bilgisi ile hayvanın bilgisi arasında ki fark nedir? Gerçek şu ki insanın bilgisi canlı bir adamla ölü bir adam, canlı bir bedenle ölü bir beden arasında ki farkı keşfetmek için geliştirilmelidir. Bu ruhsal bilgi Krişna tarafından Arjuna’ya Bhagavad-gita’nın başında bildirilmiştir. Krişna’nın bir arkadaşı olan Arjuna çok akıllı bir adamdı, fakat onun bilgisi, tüm adamların ki gibi sınırlıydı. Krişna, buna rağmen, Arjuna’nın sınırlı bilgisinin de ötesinde olan konulardan bahsetti. Bu konulara adhokşaja denir çünkü bizim maddi bilgi yoluyla edindiğimiz doğrudan idrakımız onlara yaklaşmakta başarısız olur. Örneğin, sınırlı görüşümüzle göremediğimizi görmek için bir çok güçlü mikroskopumuz var ama bize beden içerisindeki ruhu gösterebilecek bir mikroskop yok. Bununla beraber, ruh oradadır.


Bhagavad-gita bize bu bedende bir sahip olduğu bilgisini verir. Ben sahibim ve diğerleri de kendi bedenlerinin sahibi. Ben, “Benim elim,” diyorum ama “Ben elim.” Demiyorum. “Benim elim,” olduğu için onun sahibi olmakla ben elden farklıyım. Benzer şekilde “ Benim gözüm,” “Benim bacağım,” “Benim şuyum,” “ Benim buyum.” diye bahsediyoruz. Bana ait olan tüm bu objelerin ortasında, ben neredeyim? Bu sorunun cevabı için arayış meditasyon yöntemidir. Gerçek meditasyonda, “Ben neredeyim? Ben neyim?” diye sorarız. Bu soruların cevaplarını hiçbir maddi çabayla bulamayız ve bundan dolayı tüm üniversiteler bu soruları bir kenara koyuyor. “Çok zor bir konu.” diyorlar. Ya da görmezden geliyorlar: “Yersiz.” Böylece mühendisler dikkatini mükemmel atsız arabalar ve kanatsız kuşları yaratmaya ve tamamlamaya kalkışmaya yönlendiriyor. Önceleri arabaları atlar çekerdi ve hava kirliliği yoktu ama şimdi otomobiller ve roketler var, ve bilim adamları çok gurur duyuyor. “Atsız arabaları ve kanatsız kuşları icat ettik.” diye böbürleniyorlar. Uçak ya da roket için taklit kanatlar icat ettikleri halde, ruhsuz bir beden icat edemezler. Gerçekten bunu yapabildikleri zaman övgüyü hakedecekler. Fakat böylesi bir girişim muhakkak boşa çıkacaktır çünkü biz biliyoruz ki arkasında bir ruh olmayan hiç bir makine çalışamaz. En karmaşık bilgisayarların bile onları idare etmek için eğitimli adamlara ihtiyacı var. Biz de kozmik tezahür olarak bilinen bu harika makinenin yüce ruh tarafından ustaca idare edildiğini bilmeliyiz. Bu Krişna’dır. Bilimadamları nihai sebebi ya da bu maddi evrenin nihai idarecisini arıyor ve farklı teorilerle teklifler öneriyorlar, fakat bilginin gerçek anlamı çok kolay ve mükemmel: yalnızca mükemmel kişiye, Krişna’ya kulak vermeliyiz. Bhagavad-gita’da bildirilmiş bilgiyi kabul etmekle, herkes dünyanın bir parçası olduğu bu harika kozmik makinenin böylesine fevkalade çalıştığını çünkü arkasında bir sürücü—Krişna olduğunu hemen ayırt eder.


Bizim bilgi sürecimiz çok basit. Krişna’nın talimatı Bhagavad-gita, adi-puruşanın Kendisi, Yüce İlksel Kişi, Tanrılığın Yüce Şahsiyeti tarafından verilmiş bilginin başlıca kitabıdır. O nitekim mükemmel kişidir. Bizim onu mükemmel kişi olarak kabul ettiğimiz halde kabul etmeyen bir çoklarının olması tartışılabilir. Lakin kişi bu kabulün tuhaf olduğunu düşünmemelidir; O bir çok otoritenin kanıtına dayanarak mükemmel kişi olarak kabul edilir. Biz Krişna’yı salt fantezilerimiz ve hislerimize dayanarak mükemmel kişi olarak kabul etmiyoruz. Hayır- Krişna tüm Vedik yazınların yazarı olan Vyasadev gibi bir çok Vedik otoriteler tarafından Tanrı olarak kabul edilir. Bilginin hazine dairesi Vedalara dahildir ve onların yazarı, Vyasadeva Krisna’yı Tanrılığın Yüce Şahsiyeti olarak kabul eder ve Vyasadeva’nın ruhsal öğretmeni Narada da Krishna’yı böyle kabul eder. Narada’nın ruhsal öğretmeni Brahma Krishna’yı sadece Yüce kişi olarak değil aynı zamanda yüce idareci olarak da kabul eder- işvarah paramah krişnaha. [Bs. 5.1] "Yüce idareci Krishna’dır.”


Eşsiz Hediyeler, Krişna Aracılığıyla Ruhsal Bilgi- A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada


~*~*~*For English please read below~*~*~*

Below we will be reading an excerpt from A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada’s book, Matchless gifts about the universal understanding of Krsna conciousness movement and on receiving knowledge from the right sources and authorities based on Bhagavad Gita. Some call the Divine as Allah, some as Jehova, and some as Krsna. Here as it is stated in Bhagavad Gita, the real position of the jives, namely souls and reaching the divine with love, the science of achieving God conciousness, Krsna conciousness by a self-realised soul has been narrated.

The aim of this Krsna consciousness movement is to bring all living entities back to their original consciousness. All living entities within the material world are, to varying degrees, afflicted with a type of madness. This Krsna consciousness movement aims at curing man of his material disease and reestablishing his original consciousness. In a Bengali poem a great Vaiñëava poet has written, "When a man is haunted by ghosts, he can only speak nonsense. Similarly, anyone who is under the influence of material nature should be considered haunted, and whatever he speaks should be considered nonsense." One may be considered a great philosopher or great scientist, but if he is haunted by the ghost of maya, illusion, whatever he theorizes and whatever he speaks is more or less nonsensical. Today we are given the example of a psychiatrist who, when requested to examine a murderer, proclaimed that since all the patients with whom he had come in contact were more or less crazy, the court could excuse the murderer on those grounds if it so desired. The point is that in the material world it is very difficult to find a sane living entity. The prevailing atmosphere of insanity in this world is all caused by the infection of material consciousness.


The purpose of this Hare Krsna movement is to bring man back to his original consciousness, which is Krsna consciousness, clear consciousness. When water falls from the clouds, it is uncontaminated like distilled water, but as soon as it touches the ground it becomes muddy and discolored. Similarly, we are originally pure spirit soul, part and parcel of Krsna, and therefore our original constitutional position is as pure as God's. In Bhagavad-gita Sri Krsna says:

mamaivamşo jiva-loke

jiva-bhutah sanatanaha

manah şaşthanindriyani

prakirti-sthani karşati


"The living entities in this conditional world are My fragmental parts, and they are eternal. But due to conditioned life, they are struggling very hard with the six senses, which include the mind." (Bg. 15.7)


Thus all living entities are part and parcel of Krsna. By Krsna it should always be remembered that we are speaking of God, Krsna denoting the all-attractive Supreme Personality of Godhead. As a fragment of gold is qualitatively the same as a gold reservoir, so the minute particles of Krsna's body are therefore qualitatively as good as Krsna. The chemical composition of God's body and the eternal spiritual body of the living entity is the same-spiritual. Thus originally, in our uncontaminated condition, we possessed a form as good as God's, but just as rain falls to the ground, so we come in contact with this material world, which is manipulated by the external material energy of Krsna.


When we speak of external energy or material nature, the question may be raised, "Whose energy? Whose nature?" Material energy or nature is not active independently. Such a concept is foolish. In Bhagavad-gita it is clearly stated that material nature does not work independently. When a foolish man sees a machine he may think that it is working automatically, but actually it is not—there is a driver, someone in control, although we sometimes cannot see the controller behind the machine due to our defective vision. There are many electronic mechanisms which work very wonderfully, but behind these intricate systems there is a scientist who pushes the button. This is very simple to understand: since a machine is matter, it cannot work on its own accord but must work under spiritual direction. A tape recorder works, but it works according to the plans and under the direction of a living entity, a human being. The machine is complete, but unless it is manipulated by a spirit soul, it cannot work. Similarly, we should understand that this cosmic manifestation which we call nature is a great machine and that behind this machine there is God, Krsna. This is also affirmed in Bhagavad-gita where Krsna says:


mayadhyakşena prakirtihi

süyatesa-çaraçaram

hetunanena kaunteya

jagad viparivartate


"This material nature is working under My direction, O son of Kunti, producing all the moving and unmoving beings, and by its rule this manifestation is created and annihilated again and again." (Bg. 9.10)

There are two kinds of entities—the moving (such as human beings, animals and insects) and nonmoving (such as trees and mountains). Krsna says that material nature, which controls both kinds of entities, is acting under His direction. Thus behind everything there is a supreme controller. Modern civilization does not understand this due to lack of knowledge; it is the purpose of this Society for Krsna consciousness therefore to enlighten all people who have been maddened by the influence of the three modes of material nature. In other words, our aim is to awaken mankind to its normal condition.


There are many universities, especially in the United States, and many departments of knowledge, but they are not discussing these points. Where is the department for this knowledge that we find given by Çri Krsna in Bhagavad-gita? When I spoke before students and some faculty members at the Massachusetts Institute of Technology, the first question raised was: "Where is the technological department which is investigating the difference between a dead man and a living man?" When a man dies, something is lost. Where is the technology to replace it? Why don't scientists try to solve this problem? Because this is a very difficult subject matter, they set it aside and busily engage in the technology of eating, sleeping, mating and defending. However, Vedic literatures inform us that this is animal technology. Animals are also trying their best to eat well, to have an enjoyable sex life, to sleep peacefully, and to defend themselves. What then is the difference between man's knowledge and animal's knowledge? The fact is that man's knowledge should be developed to explore that difference between a living man and a dead man, a living body and a dead body. That spiritual knowledge was imparted by Krsna to Arjuna in the beginning of Bhagavad-gita. Being a friend of Krsna's, Arjuna was a very intelligent man, but his knowledge, as all men's, was limited. Krsna spoke, however, of subject matters which were beyond Arjuna's finite knowledge. These subjects are called adhokñaja because our direct perception by which we acquire material knowledge fails to approach them. For example, we have many powerful microscopes to see what we cannot see with our limited vision, but there is no microscope that can show us the soul within the body. Nevertheless, the soul is there.


Bhagavad-gita informs us that in this body there is a proprietor. I am the proprietor, and others are the proprietors of their bodies. I say, "My hand," but not "I hand." Since it is "my hand," I am different from the hand, being its owner. Similarly, we speak of "My eye," "My leg," "My this," "My that." In the midst of all of these objects which belong to me, where am I? The search for the answer to this question is the process of meditation. In real meditation, we ask, "Where am I? What am I?" We cannot find the answers to these questions by any material effort, and because of this all the universities are setting these questions aside. They say, "It is too difficult a subject." Or they brush it aside: "It is irrelevant." Thus engineers direct their attention to creating and attempting to perfect the horseless carriage and wingless bird. Formerly, horses were drawing carriages and there was no air pollution, but now there are cars and rockets, and the scientists are very proud. "We have invented horseless carriages and wingless birds," they boast. Although they invent imitation wings for the airplane or rocket, they cannot invent a soulless body. When they are able to actually do this, they will deserve credit. But such an attempt would necessarily be frustrated, for we know that there is no machine that can work without a spirit soul behind it. Even the most complicated computers need trained men to handle them. Similarly, we should know that this great machine, which is known as the cosmic manifestation, is manipulated by a supreme spirit. That is Krsna. Scientists are searching for the ultimate cause or the ultimate controller of this material universe and are postulating different theories and proposals, but the real means for knowledge is very easy and perfect: we need only hear from the perfect person, Krsna. By accepting the knowledge imparted in Bhagavad-gita, anyone can immediately know that this great cosmic machine, of which the earth is a part, is working so wonderfully because there is a driver behind it—Krsna.


Our process of knowledge is very easy. Krsna's instruction, Bhagavad-gita, is the principal book of knowledge given by the adi-puruña Himself, the Supreme primeval person, the Supreme Personality of Godhead. He is indeed the perfect person. It may be argued that although we have accepted Him as a perfect person, there are many others who do not. Rut one should not think that this acceptance is whimsical; He is accepted as the perfect person on the evidence of many authorities. We do not accept Krsna as perfect simply on the basis of our whims or sentiments. No—Krsna is accepted as God by many Vedic authorities like Vyasadeva, the author of all Vedic literatures. The treasure house of knowledge is contained in the Vedas, and their author, Vyasadeva, accepts Krsna as the Supreme Personality of Godhead, and Vyasadeva's spiritual master, Narada, also accepts Krsna as such. Narada's spiritual master, Brahma, accepts Krsna not only as the Supreme person but the supreme controller as well—içvaraù paramaù krsnaù: [Bs. 5.1] "The supreme controller is Krsna."


Matchless Gifts, Spiritual Knowledge through Krishna-A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada



RUHSAL YAŞAMIN AŞAMALARI-STAGES of SPIRITUAL LIFE

~*~*~*English is below the entry~*~*~*

Srila Prabhupada'nın Londra Yayın şirketinden kendisiyle röpotaj yapan muhabirin spiritüel yaşamda geçirilen aşamaların ne olduğu sorusuna verdiği yanıtı:

Mike Robinson: ... bana spiritüel yaşamda geçirdiğiniz bazı aşamaları açıklayabilir misiniz? Yeni bir Krişna adananının geçirdiği spiritüel aşamalar nelerdir?

Srila Prabhupada: İlk aşama sorgulayıcı olmanızdır. “Öyleyse” dersiniz, “Bu Krişna bilinci hareketi nedir? Bunu bir çalışayım” Buna şraddha veya inanç denir. Bu başlangıçtır. Sonra, ciddiyseniz bu bilgiyi yetiştirenlerle kaynaşırsınız. Nasıl hissettiklerini anlamaya çalışırsınız. Daha sonra “Neden onlardan biri olmayayım?” diye hissedeceksinizdir. Ve onlardan biri olunca çok geçmeden tüm kaygılarınız geçer. Daha inançlı olursunuz ve derken Krişna bilincinden gerçek bir tat alırsınız. Neden bu delikanlılar sinemaya gitmiyor? Neden et yemiyorlar ya da gece kulübüne gitmiyorlar? Çünkü zevkleri değişti. Artık tüm bunlardan nefret ediyorlar. Bu şekilde ilerleme kaydedersiniz. Önce inanç, sonra adananlarla birliktelik, ondan sonra lezzet, ardından da Tanrı idraki ve sonrasında Tanrı sevgisi, mükemmeliyet. Bu birinci-sınıf dindir. Bu bir çeşit “Ben inanıyorum, sen inanıyorsun” ritüelistik töreni değildir. Bu din değildir. Bu aldatmacadır. Gerçek din Tanrı sevginizi geliştirmektir. Dinin mükemmelliyeti budur.
Daha fazlası için Srila Prabhupada'nın Benlik İdraki Bilimi-Science of Self Realisation kitabına başvurabilirsiniz. Kitabın türkçe veya orijinal baskısını edinmek için e-mail harekrishnaturkey@yahoo.com adresine e-mail gönderebilirsiniz.

~*~*~*For english please read the rest of the entry~*~*~*

Srila Prabhupada's answer to the question of what the stages are through spiritual life, asked by a reporter from London Broadcasting Company, interviewing Prabhupada:

Mike Robinson: ... Can you explain to me, finally, some of the stages you go through in spiritual life? What are the spiritual stages a new devotee of Krishna goes through?

Srila Prabhupada: The first stage is that you are inquisitive. “So,” you say, “what is this Krishna consciousness movement? Let me study it.” This is called sraddhä, or faith. This is the beginning. Then, if you are serious, you mix with those who are cultivating this knowledge. You try to understand how they are feeling. Then you’ll feel, “Why not become one of them?” And when you become one of them, then all your misgivings soon go away. You become more faithful, and then you get a real taste for Krishna consciousness. Why aren’t these boys going to see the cinema? Why don’t they eat meat or go to the nightclub? Because their taste has changed. They hate all these things now. In this way, you make progress. First faith, then association with devotees, then removal of all misgivings, then firm faith, then taste, then God realization, and then love of God, the perfection. That is first-class religion. Not some ritualistic ceremony of “I believe, you believe.” That is not religion. That is cheating. Real religion means to develop your love for God. That is the perfection of religion.
For more you can refer to Srila Prabhupada's Science of Self Realization. To purchase the original English edition or turkish verison of the book, "The Science of Science Realization please e-mail harekrishnaturkey@yahoo.com.

ÖZGÜN BİLİNCİNİZ KRİŞNA BİLİNCİ -YOUR ORİGİNAL CONCIOUSNESS is KRSNA CONCIOUSNES

~*~*~*English is below the entry~*~*~*



Ms. Nixon: … Krsna bilinci nedir?

Srila Prabhupada: Krsna Tanrı demektir. Biz hepimiz yakından O’na bağlıyız çünkü O orijinal babamızdır. Fakat biz bu bağı unuttuk. “Tanrı ile olan bağlantım ne? Hayatın amacı nedir?” gibi sorularla ilgilenmeye başlayınca o zaman Krsna bilinçliyiz diyoruz.

Ms. Nixon: Krsna bilinci bunu uygulayanda nasıl gelişiyor?

Srila Prabhupada: Krsna bilinci zaten herkesin kalbinin özünde vardır. Fakat maddi olarak koşullanmış yaşamımız yüzünden onu unuttuk. Hare Krsna maha-mantrasını —Hare Krsna, Hare Krsna, Krsna Krsna, Hare Hare/ Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare— söyleme yöntemi zaten sahip olduğumuz Krsna bilincini canlandırıyor. Örneğin, bu Amerikalı ve Avrupalı gençler bir kaç ay önce Krsna ile ilgili hiçbir şey bilmiyordu, fakat dün Ratha-yatra [her yıl dünya çapında şehirlerde Krsna bilinci hareketi tarafından düzenlenen festival] geçiş töreni boyunca nasıl Hare Krsna’yı söylediklerini ve kendilerinden geçmiş olarak dans ettiklerini gördük. Sizce bu yapmacık mıydı? Hayır. Yapmacık olarak hiç kimse saatlerce hep birlikte dans edip şarkı söyleyemez. Hakiki bir yöntemi takip ederek gerçekten Krsna bilinçlerini uyandırdılar. Bu Caitanya-caritamrta [Madhya 22. 107] da açıklanmıştır:

nitya-siddha krsna -prema ‘sadhya’ kabhu naya
şravanadi-şuddha-citte karaye udaya

Krsna bilinci herkesin kalbinde uykudadır ve biri, adananlarla bağlantı kurduğu zaman, o uyanır. Krsna bilinci yapay değildir. Tıpkı genç bir erkeğin genç bir kızla beraberliğinde, ona karşı doğal cazibesinin uyanması gibi, bir kimsenin adananlarla beraberliğinde Krsna hakkında duymasıyla Krsna bilinci uyanır.

~*~*~*For english please read the rest of the entry~*~*~*

Ms. Nixon: My first question is very basic. What is Krsna consciousness?

Srila Prabhupada: Krsna means God. We are all intimately connected with Him because He is our original father. But we have forgotten this connection. When we become interested in knowing, “What is my connection with God? What is the aim of life?” then we are called Krsna conscious.

Ms. Nixon: How does Krsna consciousness develop in the practitioner?

Srila Prabhupada: Krsna consciousness is already there in the core of everyone’s heart. But because of our materially conditioned life, we have forgotten it. The process of chanting the Hare Krsna maha-mantra—Hare Krsna, Hare Krsna, Krsna Krsna, Hare Hare/ Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare—revives the Krsna consciousness we already have. For example, a few months ago these American and European boys and girls did not know about Krsna, but just yesterday we saw how they were chanting Hare Krsna and dancing in ecstasy throughout the whole Ratha-yatra procession [an annual festival sponsored by the Krsna consciousness movement in cities around the world]. Do you think that was artificial? No. Artificially, nobody can chant and dance for hours together. They have actually awakened their Krsna consciousness by following a bona fide process. This is explained in the Caitanya-caritamrta (Madhya 22. 107)

nitya-siddha krsna-prema ‘sadhya’ kabhu naya
şravanadi-şuddha-citte karaye udaya

Krsna consciousness is dormant in everyone’s heart, and when one comes in contact with devotees, it is awakened. Krsna consciousness is not artificial. Just as a young boy awakens his natural attraction for a young girl in her association, similarly, if one hears about Krsna in the association of devotees, he awakens his dormant Krsna consciousness.

An excerpt from Srila Prabhupada’s Science of Self Realisation

KRİŞNA BİLİNCİ


Röportaj ( röportajın bir ses kaydı çalınıyor)

Prabhupada: … varoluş çabamızı durduran ve ebedi yaşam, mutluluk ve bilgi platformuna yükselten Tanrının Şahsiyeti… Daha açık olmak gerekirse herkes ebedi yaşama erişmeye çalışıyor. Tüm insan toplumu bilginin en yüksek mükemmeliyetine erişmeye çalışıyor ve aynı zamanda bir sürü yöntem aracılığıyla mutlu, neşeli olmaya çalışıyorlar. Bu yüzden eğer Krişna bilincini kabul edersek, bu şeyler kolayca başarılacak.

Görüşmeci: Bana Krişna bilincinin geçmişini, tarihini ve kaynağını verir misiniz?

Prabhupada: Hiçbir tarih Krişna bilincinin kaynağının izini süremez çünkü canlı varlıklar, onlar ebedi. Bedensel yaşam kavramı doğru değil. Kimse ölmez, kimse doğmaz. Herkes ebedi. Bu beden değişimi bir giysi değiştirmek olarak düşünülür. Bu yüzden kimse “Bu yaşamın başlangıcıdır.” diyemez. Öyleyse ne zaman yaşam varsa, aynı zamanda bilinç de vardır ve bilinç özünde Krişna bilincidir. Lakin maddi alakamızdan ötürü bu bilinç kapalıdır. Bu nedenle Krişna bilinci dışındayız. Bu hareket yeniden bu Krişna bilincini canlandırmak içindir ki kişi özgün konumuna yükseltilebilsin.

Görüşmeci: Krişna bilincinin nerede başladığını ve neden Batı dünyasına geldiğinizi anlatabilir misiniz?

Prabhupada: Krişna bilinci orada Bhagavad-gita’da. Bu tüm dünya çapında bilinen, çok popüler ve eski bir yazın, Vedik yazınıdır. Lakin bu Bhagavad-gita’nın tarihi sözkonusu olduğunda görüş ayrılıkları var ama esasen olduğu gibi alsak bile, en azından beşbin yaşında. Ve Bhagavad-gita’dan beşbin yıl önce Kurukşetra savaş alanında konuşulduğunu öğreniyoruz. Fakat bunun birkaç milyon yıl öncesinde, aynı Bhagavad-gita çok çok uzun zaman önce konuşuldu. Dolayısıyla aslında insan çabası Krişna bilincinin tarihinin izini süremez fakat mevcut tarihi göz önüne alınca en azından beşbin yıl kadar eski.

Görüşmeci: Govinga bana beşbin yıl önce Batı Bengal’de başladığını söyledi. Bunu biraz açıklığa kavuşturabilir misiniz?

Prabhupada: Bu Bhagavad-gita yalnızca Hindistan’daki insan toplumu tarafından değil, fakat aynı zamanda Hindinstan’ın dışında da çok çok uzun bir zamandan beri okunur. Lakin ne yazık ki her şeyin maddi kirlikle temasıyla kötüleştiği gibi, dolayısıyla insanlarda Bhagavad-gita’yı farklı şekillerde yorumlamaya başladılar. Bu yüzden beşbin yıl önce, Lord Caitanya göründü ve Bengal’de Onun şahsi rehberliğinde Krişna bilinci hareketi başladı. Onun doğumyeri Navadvip olarak bilinir. Şimdi, O her Hintliye tüm dünyada, her köyde, her şehirde Krişna bilincinin bu mesajını yaymayı emretti. Bu Onun buyruğuydu. Ama ne yazık ki Hindistan yabancı boyunduruk altında olduğundan yayamadılar ya da kendi kültür özgürlüklerini kaybettiler. Lakin Hindistan tarafından bağımsızlığın ilanının ardından herkes böyle şeylerin dış dünyaya da gelmesini ümit etti. Ama hükümet pek fazla önemsemedi. Beni sorarsanız, ben Lord Caitanya’nın gurular zincirine mensubum ve Lord Caitanya’dan itibaren hemen dokuzuncu kuşak olan manevi öğretmenim bana, “ Bu Krişna bilincini Batı dünyasında yaymaya çalış.” dedi. Bu nedenle onun buyruğuna uyarak buraya geldim.

Görüşmeci: Dünyada Krişna bilincine en çok nerede rastlanıyor ve Hindistan’da ne kadar yaygın?

Prabhupada: Hindistan’da Krişna bilinci tam tamına yaygın. Her Hintli, Hindu olmasa bile Krişna bilinçli. Allahabad Universitesinde bir profesör var. Din bakımından Müslüman ama Krişna’nın büyük bir adanmışı. Krişna’nın doğumgününde tüm gün oruç tutardı ve gazetenin birine bir makale yazardı. Dolayısıyla aynı şekilde, Krişna bilinci her Hintlinin kalbi ve ruhudur. Kişi farklılık gösterebilir, katılmayabilir ya da bir çok farklı insan sınıfı olabilir ama Krişna Hindistan’da tam tamına bilinir.

Görüşmeci: Krişna bilinci Hintliler ve Uzak Doğulu insanlar arasında Batılı insanlar arasında olduğundan daha mı kolay kabul ediliyor?

Prabhupada: En kolay akla yatkın metot çünkü metot öyle kolay ki biz insanlardan sadece gelip Krişna’nın adını zikretmesini istiyoruz. Ve aslında bu ülkede de deneyimleniyor, benim tüm öğrencilerim, onlar ne Hintli ne Hindu ne de Sanskritçe kelimeleri biliyorlar, her şey onlara yabancı ama yine de oldukça ciddiye alıyorlar. Nasıl daha kolay olduğunun, tüm dünya çapında yayılabileceğinin kanıtı bu.

Görüşmeci: Demek istediğim, Krişna bilinci Uzak Doğulu insanlarca daha mı kolay kabul ediliyor? Şöyle ki onların yaşam biçimi Krişna bilincinin kabulünü burada Amerika’da olduğundan daha mı kolay yapıyor? Örneğin, Amerikalılar devamlı etrafta koşuşturuyor ve Avrupalılar da biraz daha iyi. Ama sakin ve huzurlu olmayı Doğulu insanlara göre daha zor buluyorlar. Bu nedenle, Krişna bilincini kabul etmek Batılı insanlar için daha zor olmaz mı?

Prabhupada: Hindistan’da, yabancılar tarafından uzun süre boyun eğdirildiklerinden ötürü hemen hemen sözde eğitimli kişiler özgün kültürlerini kaybettiler. Daha ziyade, sözde eğitimli olmayan, geleneksel kural ve düzenlemeleri takip edenler, onlar daha Krişna bilinçli. Ve eğitimli camia, onlar bu dini mizacın Hindistan’ın ekonomik çöküşünün nedeni olduğunu düşünüyorlar. Fakat esasen bu doğru değil. Dolayısıyla yalnızca Hindistan değil, aynı zamanda diğer ülkelerde de özellikle Amerika’nın, başka ülkelerin ekonomik durumunu ya da ekonomik gelişimini taklit etmeye çalışıyorlar ama bunu Amerika’da bulamıyorlar, delikanlılar ve kızlar, genç kuşak, onlar zengin ailelerde, zengin ulusta doğdukları halde yine de şaşkınlar ve onlar da daha iyi bir şeyin özlemini çekiyorlar. Öyleyse Hindistan’ın şu an takip ettiği politika, bu Batılı yaşam tarzını taklit etmektir, çok mutlu bir durum değil. Bu onların özgün kültürünü kaybetmiş oldukları anlamına geliyor. Ve Batılı ülkeler söz konusu olduğunda, bence onların maddi rahatlıklar için yeteri kadar düzenlemesi var. Şimdi onlar bu Krişna bilinci hareketini çok kolayca kabul edebilir çünkü maddiyat peşinde koşma sıkıntıları yok.

Görüşmeci: Diğer Doğu dinleriyle bir çatışma var mı, ve eğer öyleyse bu ne kadar yaygın?

Prabhupada: Hiçbir çatışma yok. Çatılma tanrısız olan, Tanrı’ya inanmayan kişiler arasında. Çatılma orada. Çatışma Doğu ile Batı arasında değil; çatışma ateistler ve teistler arasında. Biz Krişna bilincini vaaz veriyoruz , bir şeyi Hristiyan metodu ya da Yahudi metodu yerine Hint metoduyla değiştirmeye çalışıyor değiliz. Bizim politikamız bu değil. Bu… Bir anlamda, Krişna bilinci hareketi tüm dinlerin lisanüstü çalışmasıdır. Din metodu nedir? Tanrının otoritesini kabul etmektir. Bu ister Hristiyan dini ya da Hindu dini, ister Müslüman dini olsun her dinin birincil ilkesidir. Fark etmez. Fakat insanlar tanrısızlaşıyor. Sorun bu. “Tanrı yok. Doğa her şey.” diye düşünüyorlar. Bu onların budalalığı. Bu tanrısızlık yüzünden mutsuzlar. Ve bu tanrısızlığın bir sonucu olarak, Komunist parti türedi, hippiler türedi ve daha birçok şey yavaş yavaş türeyecek. Öyleyse bir denetim yok. Bu… Eğer insanlara sadece Tanrı ile olan bu ebedi ilişkilerini yeniden kurmakla mutlu olabilecekleri öğretilirse, tek denetim Krişna bilinci. Dolayısıyla bizim din testimiz kişinin Tanrı bilincini ya da Tanrı aşkını nasıl geliştirdiğidir. Biz takipçilerinin Tanrı aşkı olmadığını ama maddi aşka sahip olduklarını görürsek, hiçbir din ilkesininin samimi olduğunu kabul etmiyoruz. Biz, demek istediğim, bir dini ilkenin samimiyetine tanıklık ediyoruz… Tabi ki dini prensipte Tanrının otoritesini kabul etmek için Tanrı bilinçli olma öğretisi var, ama düzgünce eğitilmedikleri için takipçiler tanrısızlaşıyor, sadece burada değil Hindistan’da da. Heryerde ki durum bu. Bu yüzden bizim teklifimiz insanları Tanrı bilinçli yapmak. Ne olduğu fark etmez. İster Hindu ister Hristiyan ya da Müslüman olsun, fark etmez. Ve bu Krişna bilinci prosedürü Tanrı aşkını yükseltmek ya da geliştirmektir. Ve kişi Tanrı aşkını geliştirir geliştirmez o zaman bireysel ve toplu olarak mutlu olur çünkü aşk var. Başka birini sevmek istiyor ama aşkını yanlış şekilde veriyor. Aşkını veriyor… Kişinin sevecek hiç kimsesi yoksa bile kedi köpekleri seviyor. Öyleyse aşk var ama aşkını nereye vereceğini ve mutlu olmayı bilmiyor. Bilgi bu, Krişna.

Görüşmeci: O halde aşk Krişna bilincinin en önemli unsuru. Bu durumda Hristiyanlar, Budistler, Müslümanlar, Hindular hakkında ne hissediyorsunuz? Tek bir Tanrı’ya inanıp aşık oldukları sürece onların diğer inançları sizin için gerçek mi, önemsiz mi?

Prabhupada: Hindu dini söz konusu olduğunda, bu çok geniş bir düşünce. Hindu dini, Vedik dini iki tip filozofa bölünür. Bir çeşit filozof gayrişahsiyetçidir. Mutlak Gerçeği gayrişahsi, heryeri-kaplayan şahsiyeti olmayan olarak kabul ederler. Ve diğer filozoflar, onlar Yüce Mutlak Gerçeği şahsiyet olarak kabul eder. Gayrişahsi özellik o kişinin özelliklerinden biridir ama nihayetinde kişidir. Dolayısıyla kişi olmadan aşk söz konusu olamaz. Bu yüzden şahsiyete inanan kesim… İnanmak değil, gerçekten Onun ne olduğunu biliyorlar ve o kişinin nasıl sevileceğinin bir yöntemi var. Örnek verilir: tıpkı güneş, güneş ışığı ve güneş gezegenin hakim olan Deitisi gibi, benzer şekilde bir kimse ışığa çıkarsa her şeyden önce güneş ışığını görür. Bu gayrişahsidir. Sonra ileri giderse, güneş gezegenine gidebilirse, bu yerleşiktir. Ve güneş gezegeni içine girip orada hakim olan deitiyi görebilirse, o zaman o bir kişidir. Demek ki bu çok geniş bir bilim. İnsanlar maddi faaliyetlere fazlaca kendini kaptırmış. Gerçekten Mutlak Gerçeğin pozisyonunun ne olduğunu, ruhun pozisyonunun ne olduğunu anlamaya çalışmıyorlar. Pratikte günümüzde hemen hemen hayvaniler. Tıpkı hayvanın yemekten, uyumaktan, çiftleşmekten ve savunmaktan öte başka bir şey bilmediği gibi, aynı şekilde modern uygarlık da yeme ve rahat yaşam sürecini arttırmak ya da uyumak ve cinsel hayat konusunu, metodunu arttırmak veya savunma metodunu arttırmakla fazlaca meşgul. Öyleyse bu şeyler hayvanlarda bile bulunur. Onlar da yer, onlar da uyur, onların da seks hayatı var ve onlarda kendi tarzında savunur. Dolayısıyla insan yaşamı bu dört duvarla sınırlı değil. Ne olduğunu, bu dünyanın ne olduğunu, bu yaradılışın ne olduğunu, Tanrının ne olduğunu ve nasıl devam ettiğini anlamak zorunda. Ama bu gerçeği ihmal ediyorlar. Ve Krişna bilinci bu ilim bölümüne bilgi verecek.

Görüşmeci: Aşkın yanında diğer başlıca inançlar nelerdir, Krişna’yı anlamak, kişinin kendisini anlaması, bana hangisini vermek isterdiniz? Prabhupada: Aşk Krişna bilincinin temel prensibidir ve aşk tüm faaliyetlerimizin temel prensibidir. Öyleyse aşk var, uykuda ama bu aşk düzgün bir şekilde kullanılmıyor. Dolayısıyla Krişna bilinci bu özgün aşkı ve bu aşk dolu hareketin tatbik edileceği kişiyi canlandıracak harekettir. Görüşmeci: Aşkın yanında, sizin atfedeceğiniz diğer başlıca inançlar nelerdir?

Prabhupada: Diğer inançlar, onlarda aşk ilkesine dayanıyor. O aslında inanç değil; yanlış inanç. Çünkü herhangi dini prensip… Tıpkı Budizm gibi. Budizm, esasen onlar Tanrıya inamıyor ama Lord Buddha’ya sevgi duyuyorlar. Öyleyse aşk var. “Biz Tanrıya inanmıyoruz,” diye beyan edebilirler ama Lord Buddha’yı seviyorlar. Ve bizim Vedik yazınımıza göre, Lord Buda da Tanrı’nın bir enkarnasyonu. Dolayısıyla biz bu şekilde yorumluyoruz, şöyle ki Lord Buda ateistleri kandırarak onlar arasında vaaz verdi. Ah, peki nasıl? Onlar Tanrı’ya inanmıyordu ve Lord Buda da dedi ki, “Ah, evet Tanrı yok. Ama siz Beni sevin.” Dolayısıyla onlar Lord Buda’yı seviyor. Benzer şekilde bir çok kişi var. Onlar aile yaşamına inanmaz, bir çok şeye inanmazlar ama aşk oradadır. Bir kedi ile, bir köpek ile uyuyor. O halde hiçbir durumda aşktan kaçınamazsınız ama acı çekiyorlar çünkü aşk yerinde değil ve istismar ediliyor.

Görüşmeci: Tatbik ettiğiniz ayinler ve Krişna’nın sizin üzerinizde neden olduğu talepler söz konusu olunca, bu ayinlerden ya da taleplerden herhangi birisi nedir? Bu özel yiyecekler yemek zorunluluğunuz, özel giysiler giymeniz, özel… yüzünüze sürdüğünüz herhangi özel bir şey, işaret, sembol mü ve aynı zamanda Krişna bilincinin yoga meditasyonu ya da Zen meditasyonu; ve fiziksel zindelikle bir bağlantısı var mı ? Krişna bilinci buna nasıl bakıyor?

Prabhupada: Bizim yöntemimiz Krişna aşkını geliştirmeye vesile olan her şeyi kabul etmektir. Dolayısıyla deneyimli acaryalarca verilmiş olan bu metodlar şöyledir, “Sadece takip et.” Tıpkı bir çocuk yürümeye çalıştığında, annenin biraz yön vermesi ve tahtadan bir destekle biraz ardım etmesi, “Bu şekilde hareket etmeye çalış. Nasıl yürüyeceğini öğreneceksin,” benzer şekilde deneyimli acaryalarca verilmiş olan belli ilkeler vardır. Bu ilkeleri takip edersek, o zaman çalışabilir ve Krişna bilinci hareketinin mükemmeliyetine gidebiliriz. Önemli olan metot değildir. Asıl önemli olan Krişna aşkınızı nasıl geliştireceğinizdir. Biri bu metotlar olmadan Krişna veya Tanrı aşkı geliştirirse, buna bir itiraz yok. Biz metotlar ya da ayinden ibaret metotlarla sınırlı değiliz. Ama kişi takip ederse o halde Krişna bilinci sanatını çabuk öğrenebileceği belli ayinsel metotlar var. Tıpkı öğrencilerimizi dört prensipte kısıtlamamız gibi: haram seks ve uyuşturucu, kumar ve et-yemek. Dolayısıyla bu bir kumarbaz ya da et-yiyeyin veya haram seks hayatına düşkü olan bir adamın, onun Krişna’yı sevemeyeceği demek değildir. Bu anlama gelmez. Fakat bu çok nadir bir vaka. Bu ilkeleri takip ederse o zaman onun için daha kolay olur. Çünkü Krişna ya da Tanrı saf, dolayısıyla kişi alışkanlıklarında saf olmadığı sürece onun için bu mümkün değil. Bundan dolayı arındırıcı süreçler var. Ve bedenimizde ki simgeler ve işaretlere gelince – tıpkı bizim tilak sürmemiz gibi; bazı boncuklarımız var- bu demek oluyor ki… Uygulanabilir olması gibi. Ben Montreal’de ve diğer şehirlerdeyken biz yoldan geçtiğimizde, çoçuklar ve insanlar, onlar da “Hare Krişna!” dedi. Yani bu işaretler ve bu sembolik temsiller diğerlerine Krişna bilincini hatırlatır. Tıpkı bir polisin, elbiseleri içinde görüldüğünde, “Ah, işte bir polis,” dolayısıyla bu şeylere de başkalarına hatırlatmak için ihtiyaç var. Bizim sürecimiz insanları Krişna bilincine yükseltmektir. Öyleyse sembolik temsillerimizle kişi hemen Krişna’yı hatırlar, bizim başarımız bu.

Görüşmeci: Ve ne çeşit özel yiyecekler ve özel içeçek?

Prabhupada: Özel yiyecek demek Krişna-prasadadır. Çünkü biz hayatımızı Krişna’ya adadık, biz Krişna’nın yediği şeyleri yeriz. Gayrişahsiyetçiler, onların Krişna hakkında bir fikri yok, Tanrı hakkında bir fikirleri yok ve Tanrı’nın da yediğini nasıl kavrayabilsinler ki? Dolayısıyla biz böyle hergele değiliz. Biz Tanrı’nın ne yediğini biliyoruz ve Tanrı’ya ya da Krişna’ya öyle şeyler sunuyoruz ve biz o yedikten sonra alıyoruz. O bizim özel yiyeceğimiz.

Görüşmeci: Bana bu özel yiyeceklerin isimlerini söyleyebilir misiniz? Krişna’nın ne yiyip ne içtiğini nasıl biliyorsunuz, lütfen?

Prabhupada: Size söylediğim gibi, Bhagavad-gita Krişna bilincinin kitabıdır. Tıpkı herhangi bir bilgi bölümü gibi, o bilgiye ait bilgi ya da bilimi bilmek için bazı kitaplar vardır, benzer şekilde Krişna bilincini bilmek için de bir çok kitap ve özellikle Bhagavad-gita var. Bu Bhagavad-gita’da der ki “Herkin bana büyük bir adanmışlık aşkıyla meyveler, sebzeler, tahıllar, süt sunarsa, Ben yerim.” Bu nedenle biz bu şeyleri farklı hazırlanmış şekillerde Krişna’ya sunuyoruz ve O’nun da yiyeceğini biliyoruz. Ve hepsi bu.

Görüşmeci: Ne çeşit yiyecekler, ne çeşit şeyler içiyorsunuz, mesela meyve suları ya da içtiğiniz başka bir şey?

Prabhupada: Yiyecekler sadece bu meyvelerin, çiçeklerin, sebzelerin, tahılların ve süt dahilinde. Ama binlerce preperat, çok güzel lezzetli preperatlar hazırlayabiliriz. Ve ben sizi tapınağımıza davet ediyorum. Her Pazar aşk ziyafeti dağıtıldığında bunların ne kadar güzelce hazırlandığını göreceksiniz. Ama bunlar… Sadece tahıl, biraz tereyağ ve biraz meyveler ve biraz sebzeler alırsak yüzlerce preperat, yüzlerce, çok çok lezzetlisini hazırlayabiliriz. Tüm diğer yemekleri unutursunuz.

Görüşmeci: Krişna bilinci topluluğunun üyelerini eğitenlere, bu öğretmenlere ne deniyor? Onlar da guru mu yoksa Hindu inancının gurularına benzer bir şey mi?

Prabhupada: Özgün guru Krişna’dır. Ve tıpkı Krişna bilinci prensibini ilk Arjuna’ya öğrettiği gibi. Ve Arjuna nasıl anladı, aynı zamanda o da var. Öyleyse prensibi izleyen herkes… Tıpkı benim büyük büyükbabamın anlattığı bir şey gibi, “Bu saat.” Sonra büyükbabam “ Bu saat.” dedi. Sonra babam dedi ki, “ Bu saat.” Böylece ben de diyorum ki, “Bu saattir.” Öyleyse yaşlı büyük büyükbaba ile benim aramda görüş farkı yok çünkü aynı prensibi izliyoruz. Benzer şekilde, beşbin yıl ya da kırk milyon yıl önce Krina tarafından ne konuşulduysa, farketmez. Eğer siz yalnızca aynı prensipleri izlemeye çalışıyorsanız, o halde siz manevi öğretmensinizdir.

Görüşmeci: O halde öğretmenlerinize manevi öğretmen deniyor? Sayın lütuf, siz manevi öğretmensiniz. Ve guru kelimesini kullanıyor musunuz?

Prabhupada: Bizim gurumuz ya da manevi ustamız gurular zincirinden aşağı gelir. Birdenbire herhangi birinin guru olup kendi felsefesini üretmesi değildir. Biz böylesi saçmalıkları kabul etmiyoruz. Biz gerçekten gurular zincirinde gelen, hakiki olan birini kabul etmeliyiz, başkalarını değil.

Görüşmeci: Yoga ve zen hakkında ki görüşünüz nedir? Onların herhangi ilkelerine katılıyor musunuz? Mesela meditasyon gibi?

Prabhupada: Dünyada halihazırdaki herhangi din ilkesi, bunların hepsi Krişna bilinci dahilindedir, her ilke. Ama tıpkı sizin iki milyon dolarınız, on dolarınız, elli dolarınız, beşyüz dolarınız, beşbin dolarınız olması gibi ya da giderek artarak, her şey dahildir; aynı şekildeKrişna bilinci mükemmeldir. Tıpkı New York’ta bir bina, Empire State Building olması gibi. 102 katlı.Öyleyse en üst, 102. kata çıkan biri, anlaşılmalıdır ki ellinci ya da kırkıncı ya da onuncu kat veya tüm katları geçmiştir. Dolayısıyla Krişna bilinçli olmuş biri, o her şeyi, meditasyonu, yogayı, şu uygulamayı, bu uygulamayı bilir. Herley oradadır. Bu kanıtlayabileceğimiz bir şey. Uygulanabilir. Öyleyse yalnızca Krişna bilinçli olmalıyız. O zaman her şey oraya dahil olacak.

Görüşmeci: Krişna bilincinde ki hiyararşiniz nedir? Şöyle ki, piskoposların yaptıklarına ve Hristiyan inancının ve diğer başlıca inançların hiyerarşisine benzer bir şeyiniz var mı? Bu sizin manevi öğretmen olduğunuz ve sizin altınızda ki herkesin, sizinle cemaatiniz arasındakilerin, üyelerin olduğu mu?

Prabhupada: Tam olarak hiyerarşi değil, ama Hristiyan metodu, Roma Katolik metodu, Papa’nın,Başpiskoposun yöntemi çok iyi ve… Bizim hiçbir itirazımız yok. Fakat bizim işarte ettiğimiz Krişna bilinci eksikliği. Tüm düzenlemelere rağmen, eğer insanlar Tan rı’ya olan inançlarını kaybediyorsa, öyleyse sadece hiyerarşiyle ne yararı var? Yararı yok. Anlıyorsunuz? Bambarambhe laghu-kriya, Sansktitçe ifadeyle şöyle ki siz çok yüksek-derecede bir düzenleme yapabilirsiniz ama sonuç sıfır. O halde bu hiyerarşik düzenleme tam olarak Krişna bilincinde yok. Kişi hakiki bir manevi ustayla karşılaşacak kadar talihliyse ve sıkı bir şekilde onun disiplininde hareket ederse o da çok kısa zamanda bir diğer manevi usta haline gelir.

Görüşmeci: Krişna bilincine doğru çağrılan biri nasıl hisseder? Şöyle ki, inanç duymakla mı başlar ya da …? Ondan beklenen talepler nelerdir? Krişna bilincini kabul ettiği ruh haletine nasıl gelir?

Prabhupada: Tabi ki, inanç her şeyin temel ilkesi. İnancınız yoksa o zaman hiçbir faaliyet yolunda ilerleme kaydedemezsiniz. Dolayısıyla Krişna bilincinde de… İnanç temel ilke. Tıpkı buraya gelmiş olmam gibi. Derslerime New York’ta başladım. Yani tek başıma Hare Krişna’yı söylüyordum. Biri geldi. Doğal olarak, meraktan ötürü biri geliyor. Biri gedi ve “Ah, bu Hintli svami de ne yapıyor? Bir bakayım.” Böylece oturdu. Başka biri geldi. Oturdu. Sonra bazıları anladı “Ah Svamiji çok güzel konuşuyor. Tekrar gelelim.” Ardından sonraki nokta svamiyle ya da benimle yakın ilişki istemesidir: “Svamiji, bir çok gündür seni duyuyorum. Bence çok hoş. Dolayısıyla sizin öğrenciniz olmak istiyorum.” O halde inanç temel ilke. Bir sonraki aşama bir öğrenci olmak istemesi. Ve bir öğrenci olmak ister istemez, sonraki aşama eğer onun uygun olduğunu düşünüyorsam benim onu bir öğrencim olarak kabul etmemdir. Ardından öğrenci olur olmaz benim düzenleyici ilkelerimi ve öğütlerimi izler. Sonra yavaş yavaş tüm kuşkulardan kurtulur ve kendiliğinden yasadışı seks hayatını, kumarı ya da et-yemeyi ve bir sürü diğer şeyi bırakır. Bu şekilde sabit hale gelir. O zaman bir zevk geliştirir; topluluktan, zevkten vazgeçemez. Sonra çekim, bağlılık. her şeyi toplum için yapmak ister. Bu şekilde Krişna aşkı geliştirir. Ve en son aşamada sadece Krişna’yı sever, başka kimseyi değil. Ve çünkü Krişna herkesi kapsadığından bu onun herkesi sevdiği anlamına gelir.

Görüşmeci: Bana tapınağınızı tarif edebilir misiniz?

Prabhupada: Şu an on dört tapınağımız var: New York, San Francisco, Los Angeles, Santa Fe, Buffalo, Boston, and Montreal, and Seattle, ve bir tane de New Vrindaban’da. Yaklaşık 130 dönüm toprak aldık ve orada, New Vrindaban’da büyüyoruz. Ve şimdi bir tapınağımız da Londra, Almanya ve Berlinde var. Ve Florida’dan arkadaşlarla müzakere ediyoruz ve bir temsilcimizi de Hawayi’ye gönderdik. Yavaş yavaş artıyor. Ve delikanlılar ve kızlar, özellikle daha genç kuşak… Benim öğrencilerim arasında en yaşlı öğrenci otuzbeş yaşında. Yoksa yirmi ila yirmibeş yaşları arasındalar.

Görüşmeci: Çoğu öğrencinizin hemen üniversite yaşından sonra bu kadar genç olmasına nasıl bir açıklama getiriyorsunuz ve burada Seattle’da olduğunuz ay boyunca başarılarınız neler oldu?

Prabhupada: Buraya yalnızca son on gün için geldim. Ve şimdiden Seattle’da en azından iki ya da üç kişi ikna edildi. Evet. Herkes bunu istiyor, sadece sizin ülkenizde değil heryerde görmek istiyorum. Çünkü en yüksek mutluluğa dair bilgi vermek, bu her insanın vazifesidir. Ve insanın eğilimi diğerlerine iyik etmek olmalıdır. Hayvan eğilimiyle insan eğilimi arasındaki fark budur. Öyleyse işte iyi bir şey, Krişna bilinci. Neden dağıtmayasınız ki? Özellikle bunun için büyük bir ihtiyaç olan sizin ülkenizde? Onlar ekonomik gelişim peişnde değil. Ekonomik gelişimin çoğunu görmüşler. Şimdi onlar için bu Krişna bilincini kabul etme vakti ve mutlu olacaklar. Benim vazifem bu.

Görüşmeci: Bana kendi geçmişinizden bir şey anlatır mısınız?Şöyle ki, nerede eğitim gördünüz, nasıl Krişna müridi oldunuz?

Prabhupada: Kalküta’da doğdum ve eğitim gördüm. Kalkata benim memleketim. 1896 ve babamın gözde çocuğuydum, dolayısıyla eğitimim biraz geç başladı ve yine de yüksek ortaokul, lisede sekiz yıl eğitim gördüm. İlkokulda dört yıl, yüksek ortaokulda sekiz yıl, kolejde dört yıl. Sona Gandhi’nin hareketine, ulusal harekete katıldım. Ama iyi bir tesadüften 1922’de Guru Maha Maharajımla , manevi ustamla tanıştım. Ve o zamandan beri, bu yola ilgi duyuyordum ve yavaş yavaş aile reisliği yaşamımı bıraktım. Hala bir üçüncü sınıf öğrencisiyken 1918 de evlendim. Ve böylece çocuklarım oldu. İş yapıyordum. Sonra 1954 te aile yaşamından çekildim. Dört yıl ailem olmadan yalnızdım. Ardından düzenli olarak 1959 da yaşamın feragat düzenini kabul ettim. Sonra kendimi kitaplar yazmaya adadım. İlk yayınım 1962 de çıktı ve üç kitap olunca o zaman 1965 te sizin ülkeniz için başladım ve 1965 Eylül’ünde buraya vardım. O zamandan beri Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerinde bu Krişna bilincini öğüt vermeye çalışıyorum. Ve yavaş yavaş merkezler gelişiyor. Öğrencilerde artıyor. Neler yapılacağını göreyim bakalım.

Görüşmeci: Siz kendiniz nasıl mürit oldunuz? Neydiniz ve mürit olmadan önce ne yaptınız?

Prabhupada: Size anlattığım aynı prensip, inanç. Bir arkadaşım beni zorla manevi ustama götürdü. Ve manevi ustamla konuştuğum zaman ikna olmuştum. Ve o zamandan itibaren filizlenme başladı.

Görüşmeci: Dans edişinizi benimle tartışır mısınız ve buna dair bir şey açılklar mısınız? Salı akşamı gördüm ve bunun hakkında daha fazla öğrenmek istiyorum.

Prabhupada: Biz bu dansı sanat olsun diye yapmıyoruz. Bu kendiliğinden. Dans ederiz, ağlarız, zikrederiz, güleriz ama suni olarak öğrenerek değil. Fakat Krişna bilinci öylesine güzel ki. Zikretmeye başladığınız zaman doğal olarak canınız dans etmeyi istiyor. Dolayısıyla bu yapay olarak öğretilmez. Krişna bilincinin gelişmesiyle kendiliğinden gelir.

Görüşmeci: Takdığınız el kisvesi nedir? Bunun anlamı nedir?

Prabhupada: Ne zaman fırsat olursa Hare Krişna’yı zikrediyorum ve boncuklar var. Yani boncukların üzerinde zikrediyorum. 108 tane boncuk var ve herbir boncuk da 18 isim zikrediyoruz, Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare. Dolayısıyla öğrencilerin en az 18 tur zikrediyor. Aslında…

Görüşmeci: [duraksama] Devamlı hizmetler hakkında daha çok öğrenmek istiyorum şöyle ki Krişna bilinci hakkında yazılmış kitaplar burada Seattle’da da mevcut mu ya da bu tapınaktan başka organizasyonlar var mı?

Prabhupada: Çoktan basılmış olan bir sürü kitabımız var. Bir tanesi, ilki Özgün Haliyle Bhagavad-gita. Bu Macmillan ve Şirketi tarafından basıldı. Bu kitaplardan istediğiniz sayıda tapınağımızdan temin edebilirsiniz. Ve sonraki kitap Lord Caitanya’nın Öğretileri. Bu da tapınağımızda mevcut. Ve sonraki kitap, üç bölüm halinde, Srimad Bhagavatam. Yani eğer birisi… Demek istediğim bunlar kitapların kapları. Dolayısıyla biri bu kitapları dikkatle okursa, Krişna bilinci bilimi tarafından çok kolayca anlaşılacaktır. Bu kitaplardan başka aylık dergimiz, Back to Godhead (Tanrılığa Dönüş) var. Yani eğer öğrenciler… Çok masraflı değil. Aylık dergi kopya başına sadece 35 sent ve üyelik yıllık dört dolar. Ve bu Bhagavad-gita As It Is ( Özgün Haliyle Bhagavad-gita) sadece 2.95 dolar. Tbai ki, Teachings of Lord Caitanya (Lord Caitanya’nın Öğretileri) ciltli, 5.95 dolar. Dolayısıyla oldukça kar getirecekler.

Görüşmeci: (duyulamıyor)

Prabhupada: Ah, evet. Görüşmeci: Krişna’ya ne sunuyorsunuz? Şöyle ki, bir Hristiyan kilisesinde ki sunu anlamında para sunuyor musunuz ya da bir şey yakıyor musunuz, mesela tütsü ya da bunu açıklayabilir misiniz? Prabhupada: Evet. Çiçekler, tütsü ve meyveler, aynı şey. Önceden açıklamıştım ki Onun Bhagavad-gita’da tarif ettiği ne varsa. Krişna der ki “ Bu şeyleri Bana adanmışlıkla sunan herkimse…” Öyleyse biz aynı ilkeyi takip ediyoruz. Dolayısıyla çok güzel şey. Öğrenciler takip ederse, bireysel olarak takip edebilirler. Kendi dairesinde bile Krişna’nın bir resmini tutup bir kandil, bir mum ve demek istediğim bir tütsü sunabilir. Ruhsal olarak ilerlediğini muazzam bir şekilde hissedecektir. Ve bu kitapları okursa, yaşamı tamamen değişecektir. Bu bir gerçek. [duraksama] Ve iki delikanlı, Krşnananda ve Alman çocuk çok yakında oraya gidiyor. Yani tabi ki Almanya’da çok fazla İngilizce kitap satmayı beklemiyoruz, ama belki… (son)

Copyright © 2008 - Hare Krishna Turkey - is proudly powered by Blogger
Smashing Magazine - Design Disease - Blog and Web - Dilectio Blogger Template